Kayıtlar

You can do something for Al-Quds!

Resim
Bismillahirrahmanirrahim, Al-Quds and Palestine lands acquire currency with US’ recognition of Al-Quds as Israel’s capital and 100th anniversary of withdrawal of Ottoman Empire from Palestine lands, Alhamdulillah. With these incidents public opinion start to react and show interest to occupation and cruelty in these lands. Without any of them, Al-Quds and Palestine already have a special place in Muslims’ heart. For 100 years, we lack both protecting lives and properties of our brothers and sisters, and showing respect and interest to our first qibla, Al-Aqsa. We only remember these lands when Gaza was bombed intensely or incidents in Al-Aqsa are not bearable any more. It’s the time for come to our senses. We thought deeply what can we do for Palestine, and decided to boycott affectively and actively. Because we cannot reach out to Gaza, and Al-Quds are under the occupying state’s gun. From time to time, there was some boycotting movements take place in Turkey but they were f...

Kudüs için sen de bir şey yapabilirsin!

Resim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla, ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti kabul etmesi ve Osmanlı'nın Filistin topraklarından çekilişinin 100. yıl dönümü olması sebebiyle, Filistin toprakları ve özellikle Kudüs yeniden gündemimize girdi Elhamdulillah. Bu olaylarla birlikte kamu oyu bu topraklardaki zulme ve işgale yoğun bir tepki ve ilgi göstermeye başladı. Bunlar olmasa bile, Filistin ve özelde Kudüs, Müslümanların kalplerinde çok mühim bir konuma sahip. 100 yıldan beri, ümmet olarak ne kardeşlerimizin canını ve malını koruyabildik, ne de ilk kıblemize hakkıyla ilgi gösterebildik. Ne zaman Gazze bomba yağmuruna tutulsa, Mescid-i Aksa'yla ilgili bıçak kemiğe dayansa, o zaman aklımıza geldi bu topraklar. Artık toparlanıp silkinme zamanı. Naçizane, bu konuyla ilgili ne yapabiliriz, elimizden ne gelir diye düşündük taşındık, aktif ve etkili bir ekonomik boykot çalışması yapmaya karar verdik.  Çünkü Gazze'ye elimizi uzatmamız mümkün değil, Kudüs ve Batı Ş...

Efendimizle bağınıza bir düğüm de bugün atmak ister misiniz?

Resim
571 yılı... Dünya'nın alemlerin nuruna kavuştuğu yıl... 12 Rebeülevvel, Pazartesi günü... Aradan 1446 yıl geçti., fakat ne söylediklerinin etkisi yüreklerden soğuyup döküldü, ne de ona ait en ufak bilgi, anı kırıntısı gözlerden yaşlar dökmeye, kalbi ısıtmaya bir son verdi. Çünkü O, herhangi bir filozof, düşünür, devlet adamı ya da asker değil. Hiç olmadı da. Devlet başkanlığı  da , komutanlığı da herhangilikten çok uzaktı. Her şeyden önce, Rasulullah diye bildik onu. Allah'ın Rasulü... Kelime-i şehadet'te Allah'tan sonra onun Rasul olduğunu andık, öbür türlü İslam'la şereflenilmiyordu çünkü. Sonra alemlerin onun yüzü suyu hürmetine yaratılması, Allah'ın en sevgili kulu olmasıyla kat kat sağlamlaşan bir yer ayrıldı O'nun için kalplerde. “(Rasûlüm!) Biz Sen’i ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (el-Enbiyâ, 107) Yaptıkları, söyledikleri, ashabına tavırları, şefkati, ümmetine sevdası... Hepsi ama hepsi, Allah'ın biz Müslümanlara etrafına ...

Sonbaharı yalnız geçirmek olmaz dedik...

Resim
Karine Gençlik olarak 12 Kasım 2017'de 4. etkinliğimizi düzenledik. Hummalı bir çalışma, beyin fırtınası ve koca bir ekibin emeğiyle sizlerle buluşabildik elhamdulillah.  Biriz Derneği, Dikmen Vadisi ve sonbaharın kesiştiği bir noktada hep birlikte,  birbirlerini tanısınlar, sevsinler diye kalplerimize giden kapıları açtık. Amacımız size kavuşmaktı, bir noktada bu nasip oldu.  Gelelim etkinliğin asıl konusuna; birbirinden değerli üç konuşmacıyı konuk ettik. Bu konuşmacılarımızdan birisi kendini eğitim alanında çalışmalara adamış bir dil-bilimci/sosyolog, birisi dünyaya diğer nörologlardan oldukça farklı bakan bir profesör, birisi de hayatının bir kısmını Mekke'de geçirmiş, çocuk gelişimi alanında yüksek lisans yapmış bir psikolojik danışman. İlk bakışta üç meslek birbirinden inanılmaz farklı gibi geliyor. Fakat temelde buluştukları ortak bir nokta var: bilimlerini icra etmek için ihtiyaç duydukları insan ve onun davranışı. Her ne kadar bu üç güzel insanın biz...

Çevreci İslam

Resim
ظَهَرَ الْفَسَادُ فِى الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ أَيْدِى النَّاسِ لِيُذِيقَهُم بَعْضَ الَّذِى عَمِلُوا۟ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı ( kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır. (Rum Suresi, 41. ayet) Şüphesiz Rabbimizin Kur’an da yer alan her ayetinde sayısız hikmetler var. Batı ülkelerinde yaşayan kardeşlerimiz, yukarıda yer alan ayeti kerimeyi benimseyip yaşadıkları coğrafyada yükselen bir çevrecilik hareketi oluşturmaya başlamışlar. Üstelik İslam’a özgü, Müslümanca bir çevrecilik hareketi bu. Sadece tepki gösterip kınamaktan ziyade, ciddi araştırmalar yapıyor, projeler oluşturuyor, harekete geçiyor ve bu çevreci tutumu Kuran ve Rasulullah’ın sünnetine uygun bir çizgide yürütüyorlar. Bu akıma Eco-Islam, benimseyen örgütlere ve kişilere Green Muslims(Yeşil Müslümanlar) deniyor(Green Muslims aynı zamanda Amerika'daki b...

Yeni Başlangıçlar & Yeniden Başlamalar

Resim
            18.09.2017 Pazartesi. Okul hayatı ile hiçbir ili ş kisi olmayan/kalmayan çoluk çocuksuz esnafın, okumayan genç kızın, tüm gün evlerinde oturan ya ş lı çiftin bile hayatının dolaylı da olsa de ğ i ş ime u ğ ramaya ba ş layaca ğ ı ilk gün… Çünkü trafik, okul anonsları, zil sesleri… Çünkü toplu ta ş ıma sıkı ş ıklı ğ ı, okul bitiminde çocuk sesleri… Haliyle bu etkilerin aynısını ve farklıla ş arak ço ğ almı ş halini ya ş ayan “okul” hayatıyla ba ğ lantılı bizler, direkt etkilenen grup için “yeni” ya da “yeniden” bir ba ş langıç…             “Yeni” kelimesi hep bir tazelik barındırır gönlünde. Böyle insanın içini kıpır kıpır yapar. Yeni’nin ardından gelecek ifade ne olursa olsun genellikle ilk anda olumlu bir izlenim bırakır. Buna “yeni e ğ itim-ö ğ retim yılı” da dâhil :)  Yeni gün, yeni defter, yeni kıyafet, yeni yerler. Severiz yeniyi. Umut barındırır çünkü. “Eski”nin zıttı o...

Bir Kitap: "Bir Ruh Macerası"

Resim
DÖNÜŞMEK… “Hayatımın ilk yarısı bir korku filmi gibi geçti… Varoluşuna sahih neden bulamayan insan; bilsin yahut bilmesin korku, endişe ve vehim içindedir. Ben bu marazî hâli, bir imtihandan geçiyor gibi ve en ağır derecelerde yaşadım… Şimdi şu eski koltuklarda oturuyorum ve gücümün yettiğince tefekkür ediyorum... Herkes geleceğe doğru hayal kurar; bense geçmişe doğru… Bir bahçeye yolculuk yapıyorum…” Ayşe Şasa’nın kendi hayatını, “ruh macerası”nı, dönüşümü anlattığı kitabı bir solukta bitiriyor ve uzunca bir süre öylece düşünekalıyorum: “Peki benim, hayatım diye sahiplendiğim şey, bir başkasına sunmaya değer mi, bir başkasının kalbine değebilir mi? Hayır .. İşte bu nedenle, kalbe değen birinin hayatını daha çok kişiye duyuralım niyetiyle… Zengin, soylu, köklü hatta sosyetik bir ailenin en büyük kızı Ayşe Şasa…Hani şu hepimizin “ayy” diye imreneceği cinsten(!). Eski Türk filmlerinde gördüğümüz “ecnebi dadı”larla büyümüş; büyürken hep yara almış, saracak birin...