Çevreci İslam
ظَهَرَ الْفَسَادُ فِى الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ
أَيْدِى النَّاسِ لِيُذِيقَهُم بَعْضَ الَّذِى عَمِلُوا۟ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
İnsanların kendi işledikleri
(kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri
için Allah, yaptıklarının bazı ( kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara
tattıracaktır. (Rum Suresi, 41. ayet)
Şüphesiz Rabbimizin Kur’an da yer alan her ayetinde sayısız
hikmetler var. Batı ülkelerinde yaşayan kardeşlerimiz, yukarıda yer alan ayeti kerimeyi
benimseyip yaşadıkları coğrafyada yükselen bir çevrecilik hareketi oluşturmaya
başlamışlar. Üstelik İslam’a özgü, Müslümanca bir çevrecilik hareketi bu.
Sadece tepki gösterip kınamaktan ziyade, ciddi araştırmalar yapıyor, projeler
oluşturuyor, harekete geçiyor ve bu çevreci tutumu Kuran ve Rasulullah’ın
sünnetine uygun bir çizgide yürütüyorlar. Bu akıma Eco-Islam, benimseyen
örgütlere ve kişilere Green Muslims(Yeşil Müslümanlar) deniyor(Green Muslims
aynı zamanda Amerika'daki bir örgütün de adı ama genel manada da kullanılan bir
terim haline gelmiş.)
Bu kardeşlerimiz, Avrupa’da yıllardır mevcut olan çevrecilik,
doğayı koruma gibi akımlar için, “Acaba biz de bu çevrecilik hareketlerinde
olmalı mıyız, nerede durmalıyız?” sorusuna cevap arayarak başlamışlar. Yaptıkları
araştırma ve inceleme sonucunda aslında batılı bir anlayış olmadan, İslami bir
hassasiyete sahip olabileceklerini fark etmişler.
وَلْتَكُن مِّنكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Sizden, hayra çağıran,
iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa
erenler onlardır.(Âli İmran, 104. ayet)
Bu ayet-i kerime, insanlara bu noktada önderlik etmemiz
gerektiğine, insanları sakındırmakla ve men etmekle sorumlu olduğumuz konusunda
bir kararlılık sağlamış kardeşlerimize.
Müslümanların bu hareketi batının bilim çevresinden de oldukça
ilgi görmüş. Ciddi akademik makaleler yazılmaya başlanmış.Washington
Üniversitesi İslam Araştırmaları'nda Profesör olan Seyyid Hüseyin Nasr,
Müslüman toplumların çevre kirliliği, küresel ısınma gibi problemlere bugüne
kadar ilgi göstermemesinin sebebini yaşadıkları coğrafyalarda çok ciddi
problemlerin yaşanması olarak ifade ediyor. Gerçekten de bugün şöyle bir göz
gezdirdiğinizde Afrika’da olsun, Orta Doğu’da olsun, Asya’da olsun, Müslümanlar
mütemadiyen savaşlar, katliamlar, kıtlık gibi problemlerle karşı karşıyalar ve
gündemleri çevre konusunun bir manşet olamayacağı kadar dolu.
Yine de kaynayan bir coğrafyada yer alan Müslüman ülkeler bu
konuda bilinçlenmeye başlamış.
2010 Pew Global Tutumlar Ölçeği’ne göre, dünyada, halkı iklim
değişikliğini ciddi bir sorun olarak tanımlayan ikinci ve üçüncü
ülkeler Türkiye ve Lübnan olmuş. (Nüfuslarına oranla, Türkiye %74,
Lübnan %71). Aynı zamanda 2008-2012 yılları arasında Ürdün, Mısır ve Endonezya
gibi ülkelerde vatandaşın bu konudaki endişeli tutumlarında artma eğilimi görülmüş.
Fakat durum bu konuda para harcama olduğu zaman Ürdün, Endonezya, Mısır ve
Pakistan'daki vatandaşlar geri adım atarak oldukça düşük puanlar almışlar.
Ülkemizse bu konuda Müslüman ülkeler arasında bir istisna Elhamdülillah.
Nobel ödüllü Bangladeşli Müslüman bilim
adamlarından tutun, bir çok Müslüman araştırmacıya bu konuyla ilgili açıklama
yapan, araştırma yürüten ve Kuran’ın yolu izlendiğinde temize çıkacağımızı
ifade eden onlarca belki yüzlerce kaynak var.
Aynı zamanda Müslüman olmayan batılılar da konuyla ilgili oldukça
meraklılar. Çünkü ömürleri boyunca Kilise’yi bilimin düşmanı olarak gören
batılılar için böyle bir akım oldukça değişik. Buna medyatik bir örnek olarak
Derek Wall’ın Guardian’da yayınlanmış Green Islam yazısı gösterilebilir.
En çok üzerinde durulan konu israf. Allah’ın israf edenleri
sevmediğine işaret eden ayet-i kerime üzerinden dünyadaki kaynakların tüketimi
noktasında bir bilinç oluşturmaya çalışıyorlar.
Uzun lafın kısası, bu kardeşlerimiz özü maddiyata dayanan bir çevrecilik değil, kaynaklar tükenmeyecek kadar çok olsa, doğada kirlilik diye bir sorun olmasa dahi bu duruşlarını koruyabilecekleri imana dayalı bir çevrelik hareketi başlatmışlar. Düşünüldüğünde
aldığı nefesin bile hesabını vereceğini bilen insanlar olarak, bu konuların
üzerine yönelmeliyiz. Çünkü yarın yaşayabileceğimiz sağlıklı bir dünyanın
olmayacağı gerçeğini geçsek bile bunun hesabını verip veremeyeceğimizi
düşünmemiz çok büyük önem taşıyor.
Esselam.
NOT: Yazıda belirttiğimiz etkinlikler dışında ne gibi etkinlikler
yapıyorlar öğrenmek için İngilteredeki bir örgüt olan IFEES’in sayfasını ziyaret edebilir, çeşitli makalelere, yazılara
erişebilir, düzenli yayınlarını okuyabilirsiniz. Yine benzer bir örgüt olan
fakat Washington merkezli GreenMuslims'in etkinliklerine bakmak için internet sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Herhangi bir organizasyon olmak
dışında tüm enerjisini bu konulara ayırmış birçok blog da var, bunlardan biri Khaleafa.
Kaynakça
Wihbey, J.
(2012). ‘Green Muslims’, ‘Eco-Islam and Evolving Climate Change Consciousness.
: https://www.yaleclimateconnections.org/2012/04/green-muslims-eco-islam-and-evolving-climate-change-consciousness/
Zbidi, M. (2013). The call to Eco-Jihad.: https://en.qantara.de/content/islamic-environmentalism-the-call-to-eco-jihadK
Khalid F. (2002). Sustaniable development and environmental collapse – an Islamic perspective.
Khalid F. (2002). Sustaniable development and environmental collapse – an Islamic perspective.



Yorumlar
Yorum Gönder