Kayıtlar

Virüs ve Biz

Resim
Virüs ve Biz Ülkemizde de var olduğu açıklanan Corona virüsü, diğer adıyla Covid-19 hakkında herkes pek çok paylaşım yaptı. Tedbirleri anlatan, virüsün biyolojisinden bahseden ve panikle eve alışveriş yapan bireyler gördük. Biz de istedik ki sükunetimizi koruyarak da tedbir alındığını yazalım.. Dikkat çekilmesini istediğimiz bir husus var ki o da: bu virüs sayesinde insanın ne kadar aciz bir varlık olduğunu görmüş olduk. "Teknolojide ilerdeyiz, uzaylara çıkıyoruz" diyen ülkeler de bile henüz aşı ve ilaç bulunamadı. Ve altını çizmek istediğimiz bir başka husus da aynı ortamda olup virüse yakalananlar da oldu sağlıklı kalanlar da, virüsten ölenler de oldu sağ kalan iyileşenler de.. Burada Allah'ın takdirini ve onun "OL" demesinin   hikmetlerini görüyoruz. Bizler inanmış insanlar olarak Allah'a teslim olmayı ne yazık ki bu aralar her konuda çokça unutmuş durumdayız. Ders çalıştıktan sonra başarılı olmayınca da kendimize kızıyoruz, okullarda okuyup semine...

Kudüs Anıları

Resim
Kudüs Anısı - 1 Bismillah.. İlk defa lise yıllarımda Gazze’ye top atışlarını gösteren bir haberle adını duymuştum.  Okulda tarih ya da din kültürü derslerinde de adına rastlamamıştım. Osmanlı Devleti’ni biraz öğrenebilseydim muhakkak sana ulaşan bir izim olurdu...  Annem ve babama da unutturulmuştu adın.  Onlar da sadece Mekke ve Medine derlerdi ve oralara gitme hayalleri olurdu. Senin yanına gelinebildiğini bile çok zaman sonra öğrendim. O yüzden, sen benim hep geç kalınmışlığım olacaksın.  İliklerime kadar işlenen cahilliğim;  her Filistinli göz altına alındığında, evinden zorla çıkarıldığında, kapında sana ulaşmak için çırpındığında, şehit edildiğinde, 1 düşmana 1000 değer gördüğünde yüzüme çarpılmış olacak. Allah sana gelen yolları bana çizdiğinde halim hep İsmet Özel’in Münacaat’ında geçen;   Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana Yarabbi Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu Kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde ...

Gizli Hazine: Abdülhamid Han

Resim
Gizli Hazine: Abdülhamid Han Sarayın bahçesindeki bu küçük çocuk Sultan Abdülmecid'in oğullarından biriydi. Uzun boylu ve esmer benizli bu çocuk her şehzade gibi gözlerini sarayın sorumluluklarına açmıştı. Doğduğu tarih ise sorumlulukların çoğunu sorunlara dönüştürüyordu. Osmanlı'nın çöküş döneminde doğan bu Şehzade daha 10 yaşındayken annesi Tirimüjgan Hanımı kaybetmişti. Babası Abdülmecid Hanın diğer eşi olan ve çocuğu olmayan Piritu hanım, annesini kaybeden bu küçük şehzadenin bakımını üstlenmiş, anne olmuştu şehzadeye. Lakin tahta varisliği düşük ihtimal olan şehzade küçüklüğünden beri olgun ve karmaşıktı. Öksüzlüğü de üzerine bir perde gibi çeken şehzade iyice iç dünyasına kapanmış, kendi kabuğuna çekilmişti. İlk bakışta kötü görünen bu çocukluk küçük şehzadeyi olgunlaştırmış, dertlendirmiş ve ona Abdülhamid olma yolunda katkıda bulunmuştu. Küçük yaşından itibaren kitaplarla ilgilenmiş, farklı ilimlerle hemhal olmuş, yabancı diller öğrenmişti. Sanata ve ilme gün geçt...

BENİM HİKAYEM 8: YENİDEN BAŞLAYANLARIN HİKAYESİ

Resim
Her hikaye; bir yolculukla başlar. 23 yaşındayım, belki de kimilerine göre yaşam yolculuğunun daha başlarındayım. Ama bu 23 yıllık hayatımda, umudumu kaybetmişken; hayata yeniden ne zaman başladığımı çok iyi hatırlıyorum. Bugün sizlere, çok farklı bir yaşamdan hidayete erip örtünen bir genç kızın hikayesini değil, İslam’ı yaşayan bir çevreden ve aileden gelen bir kızın yeniden başlama hikayesini anlatacağım. İslam’ı yaşayan ve bilinçli bir şekilde çocuklarına da bunu öğretmeye çalışan bir ailede büyüdüm. Babam, hayatını okumak üzerine kuran ve evlatlarının okuyan insan olmasını isteyen bir insandı. Bu yüzden Ramazan aylarında ailecek akşamları okumalar yapardık. Beni en çok etkileyen okumalar ise Tasavvuf Menkıbeleri olurdu. Ancak yine de   çocuklukta ve gençlikte bu tarz okumalardan çok çabuk sıkılan bir yapım vardı. Çocukluk dönemim yazları Kuran kurslarında kışları ise okul hayatı ve babamın ödev olarak vermiş olduğu okumalar ile geçiyordu. Ailede her zaman babamın ver...

SAHİP OLAMADIKLARIMIZ BİZİM İÇİN NİMETSE…

Resim
" Savaş, hoşunuza gitmemekle birlikte üzerinize farz kılındı. Bir şeyden hoşlanmadığınız halde o sizin iyiliğinize olabilir. Bir şeyi de sevdiğiniz halde o sizin için kötü olabilir. Allah bilir, siz bilemezsiniz (Bakara 216). " Sevgili okurlarımız bu ay sizinle SÖĞÜT AĞACI filmi üzerine tefekkürlerimizi içeren bir yazı paylaşmayı arzu ettik. İran sinemasının önemli eserleri arasında yer alan film 2005 yılı Mecid Mecidi yapımı. Filmin konusu kısaca şöyle, 8 yaşında görme yetisini kaybeden Yusuf, 46 yaşında edebiyat profesörüdür. Allah’a, her gün tekrar görmek için dua ve aslında farkında olduğu bazı nimetler içinse şükür halindedir. Onun dünyadaki cenneti, okudukları-yazdıklarından oluşan kütüphanesinin olduğu, en büyük yardımcıları karısı Rüya ve küçük kızı Meryem ile yaşadığı evinden ibarettir. Karısını “Bir de meleklerin yalnızca cennette olduklarını söylerlerdi” diye tanımlar. Bir gün Paris’te tekrar görme umudu doğar ve Yusuf geçirdiği ameliyat sonrası te...

KarineKudüs projesi ile gerçekleşen duamız

Resim
KarineKudüs projesi ile gerçekleşen duamız KarineKudüs projesi vesilesiyle ilk kıblemiz, Haremimiz Mescid-i Aksa'yı, Kudüs'ü ziyaret eden arkadaşlarımızın kaleminden, gönüllerinde ve akıllarında kalanlar: Kudüs'ü severek çıktığımız yolculuktan, Kudüs sevdalısı olarak dönüyorduk. Oraya gitmek ve orayı yaşamakla başlayan yeni hayatımızda her günümüz Kudüs'ü ve Filistin'i düşünerek geçiyor. 12 Zilhicce 1441, kurban bayramının üçüncü günü ayak bastığımız Mescid-i Aksa'da teşrik tekbirleriyle karşılanmanın huzuru da bir başka idi. Çevre şehirlerden Kudüs'e girişlerin artırıldığı coşkulu bayram günlerinin ardından, azalan cemaat tekrar tekrar hatırlattı bize Müslümanların önemli görevini: Mescid-i Aksa'ya cemaat olmak. Kıble Camii kapısından içerinin görünümü Kudüs ile ilgili yazılmış olan ilk yazımız Kutsal Şehir: Kudüs'te "Kudüs'e gitmek ilk, Kudüs'ün fethi son hedef olsun" demişiz. Görünce anladık gitmenin ne kadar önem...

Bilinçli Sosyal Medya Kullanıcısı Olmak

Resim
      Merhaba sevgili KarineBlog okuru! Bu ay sizlere aslında her daim içinde olduğumuz ve gerçekten zamanla hayatımızın odak noktası olan, hatta bazen yaşam biçimimizi bile ona göre şekillendirdiğimiz sosyal medya kavramı üzerinde duracağız. Gitgide artan sosyal medya bağımlılığına nasıl dur diyebiliriz, ya da internette harcadığımız uzun vakitleri nasıl kısaltıp daha verimli hale getirebiliriz, kendimizi bu konuda nasıl takip edebiliriz, nasıl “ Bilinçli Sosyal Medya Kullanıcısı ” oluruz gibi soruların üzerinde duracağız.   “Sosyal Medya, kullanıcılara enformasyon, düşünce, ilgi ve bilgi paylaşım imkânı tanıyarak karşılıklı etkileşim yaratan çevrimiçi araçlar ve web siteleri için ortak kullanılan bir terimdir. “(Sayımer, 2008:123) diye açıklanmış en net ve en anlaşılır hali ile.   Evet, evimizdeki kanepede bir elimizde çay bir elimizde telefon, kilometrelerce uzakta olan biri ile etkileşime geçebildiğimiz bir alan. Hiç tanımadığımız insanlar tanıyo...