KarineKudüs projesi ile gerçekleşen duamız
KarineKudüs projesi ile gerçekleşen duamız
KarineKudüs projesi vesilesiyle ilk kıblemiz, Haremimiz Mescid-i Aksa'yı, Kudüs'ü ziyaret eden arkadaşlarımızın kaleminden, gönüllerinde ve akıllarında kalanlar:
Kudüs'ü severek çıktığımız yolculuktan, Kudüs sevdalısı olarak dönüyorduk. Oraya gitmek ve orayı yaşamakla başlayan yeni hayatımızda her günümüz Kudüs'ü ve Filistin'i düşünerek geçiyor. 12 Zilhicce 1441, kurban bayramının üçüncü günü ayak bastığımız Mescid-i Aksa'da teşrik tekbirleriyle karşılanmanın huzuru da bir başka idi. Çevre şehirlerden Kudüs'e girişlerin artırıldığı coşkulu bayram günlerinin ardından, azalan cemaat tekrar tekrar hatırlattı bize Müslümanların önemli görevini: Mescid-i Aksa'ya cemaat olmak.
Kıble Camii kapısından içerinin görünümü
Kudüs ile ilgili yazılmış olan ilk yazımız Kutsal Şehir: Kudüs'te "Kudüs'e gitmek ilk, Kudüs'ün fethi son hedef olsun" demişiz. Görünce anladık gitmenin ne kadar önemli olduğunu ve asıl işin döndükten sonra başladığını. Bizim ders alamadığımız tarihimizden Siyonist aklın nasıl ders aldığını gördük. 400 yıllık tarihimizin bize nasıl unutturulduğunu, milletçe nerelerde kaybettiğimizi gördük. Birinci Dünya Savaşı'nın Kudüs cephesiyle kaybedildiğini öğrenip "Kudüs'e hükmeden tüm dünyaya hükmeder" sözünün zaman üstü oluşuna şahit olduk.
Ama şükür ki şahit olduk. Yaklaşık bir yılı aşkın süredir hayalini kurduğum kutsal topraklara ilk niyetlendiğimde gidemedim, ikincisinde ise Rabb'im karşıma KarineKudüs projesini çıkardı. Kudüs dönüşü sonrası arkadaşlarımızın "Kudüs için bir şeyler yapmalıyız" niyetiyle başlattıkları bu proje, çok şükür ilk meyvelerini verdi.
Peygamberimiz Efendimiz’in eşi Hz. Meymune validemiz bir gün, “Ya Resûlallah! Bize Beyt-i Makdis hakkında bilgi verir misin?” der. Allah’ın Resûlü şöyle buyurur: “Orası mahşer ve menşer, yani yeniden diriliş yeridir. Oraya gidin ve içinde namaz kılın. Çünkü orada kılınan bir namaz başka yerdeki bin namaza bedeldir.” Hz. Meymune: “Peki oraya girmeye gücümüz yetmezse ne yapalım ya Resûlallah” dediğinde Rahmet Elçisi şu cevabı verir: “Kandillerini yakmak için zeytinyağı, yakıt hediye gönderin. Kim bunu yaparsa oraya gitmiş ve namaz kılmış gibi olur.’’
(İbn Mâce, İkâmetü’s-Salât, 196; Ebû Dâvûd, Salât, 14)
Artık Mescid-i Aksa kandillerle aydınlatılmıyor. Günümüzün kandilleri Mescidi Aksa'nın cemaati. Şimdi Mescid-i Aksa en çok cemaate aç, toprağında namaz kılacak müminlere. Siyonisti korkutabilecek bir kalabalığa aç, ki kapatılmasın kapıları. Bizim Harem'imiz, gayrimüslim eli değmemesi gereken bu kutsal alan bizleri bekliyor. Önce ziyaret edilmeyi, daha sonra da kurtarılmayı. Arkadaşlarımız da Mescid-i Aksa'ya kandil olsun, kurtuluşu için yeni bir nefer olsun gayretiyle Kudüs için yanan öğrencileri kutsal beldeye gönderme gayreti içerisinde.
Siyonisti korkutacak kalabalık deyince, aklımıza Selahaddin Eyyubi'nin 1187'de Müslümanların gücünü gösterebilmek amacıyla başlattığı Nebi Musa Şenlikleri geliyor. Eriha yakınlarında bulunan Nebi Musa Makamı Külliyesi çölün içine kurulmuş içi ağaçlarla süslü bir manevi mekan. Şenliklerin ilk durağı bu külliye olup, son durağı ise Kudüs. 1967'de işgal sonrası durdurulmuş olan bu şenlik, 2014 yılından itibaren TİKA'nın desteğiyle tekrar düzenleniyor.
Nebi Musa Makamı Külliyesi alvusu
Selahaddin Eyyubi komutasında gerçekleşen kutlu fethin 832. yıl dönümüne yalnızca 1 gün kaldı (2 Ekim 1187). Kutlu fethin hazırlığına Nureddin Zengi döneminde başlanmıştı, fethe inanç o kadar büyüktü ki, fetih sonrası biri El-Halil şehrindeki Halilurrahman Camii'ne diğeri Mescid-i Aksa'daki Kıble Camii'ne yerleştirilmek üzere ahşap işçiliği 2 minber yaptırılıyor. Kıble Camii'ndeki 1969'da çıkan ve İsrail tarafından söndürülmesi engellenmeye çalışılan yangında kül oluyor. Yerinde şuan aslına uygun kopyası bulunuyor. Bu vahim olayın 50. yıl dönümü de birkaç ay önce idi.
Halilurrahman Camii içindeki Nureddin Zengi minberi
Bizim tarihimizden ders almış olan Siyonistler ise 50 kg altından yaptırmış oldukları bu büyük 'menorah'yı Kadim Kudüs'te Yahudi Mahallesi'nin meydanında sergiliyor. Asıl amaç ise Mescid-i Aksa'yı yıkıp yerine yapacakları büyük mabedin içine koymak bu yedi kollu şamdanı. Ne kadar tanıdık geliyor değil mi?
Yahudi Mahallesi meydanındaki yedi kollu şamdan
Şehrin her bir taşında kendi vatanımızda yürüdüğümüzü hissettiğimiz; her konuştuğumuz Filistinlinin gözlerinden ve dillerinden "Ne olursa olsun buraya gelin, daha çok gelin" mesajı aldığımız bu şehirde bir Osmanlı şehrini temaşa hissini en çok uyandıran mekan ise Şam Kapısı idi.
Eski Kudüs'ü çevreleyen Kanuni döneminde yenilen surların Şam diyarına bakan kapısı: Şam Kapısı
Her adımımızda şükürler ettiğimiz, Müslüman olarak başımız dik yürüdüğümüz, zamanında peygamberlerin adımladığı sokaklarda tüm Müslüman aleminin özgürce dolaşabildiği günler duası ile.
Vesselam.
Karine gruplarına devamlı olanların katılabildiği KarineKudüs projemizden hala haberdar değil misiniz? Okumalar yapıp, belgeseller izleyerek kendimizi yetiştirmeye çalıştığımız ve ödülü Kudüs'ü ziyaret olan bu proje ile ilgili daha ayrıntılı bilgi almak için yorum, mail veya instagram dm yoluyla bize ulaşmanız yeterli :)
Yorumlar
Yorum Gönder