Kayıtlar

Yeni Başlangıçlar & Yeniden Başlamalar

Resim
            18.09.2017 Pazartesi. Okul hayatı ile hiçbir ili ş kisi olmayan/kalmayan çoluk çocuksuz esnafın, okumayan genç kızın, tüm gün evlerinde oturan ya ş lı çiftin bile hayatının dolaylı da olsa de ğ i ş ime u ğ ramaya ba ş layaca ğ ı ilk gün… Çünkü trafik, okul anonsları, zil sesleri… Çünkü toplu ta ş ıma sıkı ş ıklı ğ ı, okul bitiminde çocuk sesleri… Haliyle bu etkilerin aynısını ve farklıla ş arak ço ğ almı ş halini ya ş ayan “okul” hayatıyla ba ğ lantılı bizler, direkt etkilenen grup için “yeni” ya da “yeniden” bir ba ş langıç…             “Yeni” kelimesi hep bir tazelik barındırır gönlünde. Böyle insanın içini kıpır kıpır yapar. Yeni’nin ardından gelecek ifade ne olursa olsun genellikle ilk anda olumlu bir izlenim bırakır. Buna “yeni e ğ itim-ö ğ retim yılı” da dâhil :)  Yeni gün, yeni defter, yeni kıyafet, yeni yerler. Severiz yeniyi. Umut barındırır çünkü. “Eski”nin zıttı o...

Bir Kitap: "Bir Ruh Macerası"

Resim
DÖNÜŞMEK… “Hayatımın ilk yarısı bir korku filmi gibi geçti… Varoluşuna sahih neden bulamayan insan; bilsin yahut bilmesin korku, endişe ve vehim içindedir. Ben bu marazî hâli, bir imtihandan geçiyor gibi ve en ağır derecelerde yaşadım… Şimdi şu eski koltuklarda oturuyorum ve gücümün yettiğince tefekkür ediyorum... Herkes geleceğe doğru hayal kurar; bense geçmişe doğru… Bir bahçeye yolculuk yapıyorum…” Ayşe Şasa’nın kendi hayatını, “ruh macerası”nı, dönüşümü anlattığı kitabı bir solukta bitiriyor ve uzunca bir süre öylece düşünekalıyorum: “Peki benim, hayatım diye sahiplendiğim şey, bir başkasına sunmaya değer mi, bir başkasının kalbine değebilir mi? Hayır .. İşte bu nedenle, kalbe değen birinin hayatını daha çok kişiye duyuralım niyetiyle… Zengin, soylu, köklü hatta sosyetik bir ailenin en büyük kızı Ayşe Şasa…Hani şu hepimizin “ayy” diye imreneceği cinsten(!). Eski Türk filmlerinde gördüğümüz “ecnebi dadı”larla büyümüş; büyürken hep yara almış, saracak birin...

Neyi Bekliyoruz?

Yeni bir kelam etmektense edilmiş bir kelamın tefekkürü yeğdir... Hele ki bir "Kudüs" ruhundan sonra... Buyrun kalpleri dirilten, kollarımızdan tutup da sarsan tefekkür yazısına! NEYİ BEKLİYORUZ!? "İman edenlerin Allah’ın zikri ve onun katından inen hak sözler ile kalplerinin ürpereceği zaman daha gelmedi mi?”  (Hadid, 16) Minarelerden toplandı mahyâlar. Müezzinler, mevlîdhanlar, elve­dâ­larla uğurladılar azîz misâfiri. - Elvedâ! Ya şehri mübârek elveda!- Şevval hilâli göründü, şeytanların zincirleri çözüldü. İhtiyarlarımızın sakalını ninelerimizin yaşmağını ıslattı firâk gözyaşları. Küçüklerimiz unutulmaz hatıralar derdiler mübârek mevsimden; kimi ufaklıklar ilk kez mânâ iklimine dokundu. İlk defa tam oruç tutanlar, tekne orucu tutanlar, teravihte uyuklayanlar, sahurlarda sendeleye sendeleye kaşık sallayanlar. İftar vaktini ırak görüp bir bardak su için, pideden bir parça koparabilmek için anne-babasından taviz koparmaya çalışanlar ve daha niceleri… ...

Kutsal Şehir: Kudüs

Resim
Kudüs bir aşktır sevebilene. Kudüs başlangıçların başı, bitişlerin sonudur. İnsan kendini tanır Kudüs’le. Mescidi Aksa’yı sevdi mi sevmek kelimesi anlam kazanır. Miraç deyince kalbi hızlanır mü’minin. Miraç, Allah ve Rasul’ünün buluşması, Rasulullah’ın bu buluşmaya ümmetini götürmesi demektir. Miraç, namaz demektir yani dinin direği. Miraç, Beyt’ül Makdis’te gerçekleşir. Yeryüzünün arşa en yakın yeridir Aksa. Melekler yeryüzüne Aksa’dan yayılır. Şimdilerde Aksa namaza, mü’mine, Rasulullah’a ve Allah’a hasret. Şimdilerde Aksa’ya Siyonist eli değiyor. Postallarıyla Rasulullah’ın peygamberlere namaz kıldırdığı yere korkusuzca basıyorlar. Allah’ın meleklerini gönderdiği yerde lanetlenen toplumun ayak izleri var. Haremi şerif 3 tanedir İslam’da. Mescidi Haram, Mescidi Nebevi ve Mescidi Aksa. Harem ne demektir? Harem,  koru nan, mukaddes ve muhterem yer anlamına gelir. Haremini koruyamayan Müslüman âlemi düşmanı kınamakla yetiniyor. Önce halksız bir vatan burası...

Bir Senemizin Nefesi: Ramazan

Resim
Haziran ayı boyunca bir senemizin nefesi, Ramazan’ı evlerimize misafir ettik. Ramazan ayını bekleyişimiz, bize hatırlattıkları her daim çocukluğumuzdan kalan hatıralarla doludur. Sabrı, heyecanı, açlığı ilk orucumuz da bir çocuk olarak nasıl yaşadı isek her orucumuz da her Ramazan ayının gelişinde öyle yaşıyoruz. Muhtacız. Biliyoruz ki yemeye, içmeye ne kadar muhtaç isek oruca da o kadar muhtacız. Dünyayı, dünyalığı terk edebilmek ve bununla dünyaya yeniden dönebilmek ömrümüze verilen bir müjdedir. Bu müjde, oruç bir Müslüman olarak bir kul olarak bize neler hatırlatıyor? Oruç denilince aklımıza ilk ne geliyor ? Bu sorunun cevabı Ramazan ayının orucun bizim için neler ifade ettiğini gösteriyor. Uzun süreli bir açlık ve güzel yemeklerden öte bir arınmayı, tatbik ve tefekkür edebilmeyi bir müjde olarak görmemiz gereklidir. Mutfağımız, sokaklar nasıl Ramazan ayı için bir hazırlık içerisinde ise ruhumuzun da bu ay için bir hazırlık içerisin de olması gerekiyor. Çünkü ruh iç...