Kudüs Anıları


Kudüs Anısı - 2


Müslümanlar günler geçmiyor ki ıstırap ve keder görmesinler yakılıyorlar, kovuluyorlar, bedenler tecavüze uğruyor, küçücük canlar boğularak yitiyor. Nerede bir müslüman görsek en derin acıları yaşıyorlar. Hani müslüman dertsiz olamaz diyorlar ya işte bunun sebebi bizlerin de müslüman kardeşlerimizin dertleriyle dertlenmemizden geliyor. Nerede küçücük bir can acı çekerse işte kalbimizin en ücra köşesine kadar canımız yanıyor. Filistin de olanlar hiçbir müslümanın sessiz kalabileceği türden olaylar değil. Gencecik yürekleri ile bedeni yorulan ama ruhu hala genç kalan müslüman kardeşlerimizin direniş ve topraklarına sahip çıkma endişesiyle evleri yıkılıyor, baskına uğruyor ve gençleri birer birer kayboluyor ve en deli çağlarını dört duvar arasında geçiriyorlar. Filistin’e gitmek gerekiyormuş gerçekten onu anlamak onda kaybettiklerimizi görmek için...

İlk defa ayaklarımızı Filistin’e basıyoruz. Heyecanla Mescid-i Aksa’ya gitmeyi bekliyoruz hem de sabah namazına. Kudüs sokaklarına girmiş koskoca surlardan Mescidi Aksa sokaklarında yürüyoruz. “Rabbim” diyorum “Rabbim evime geldim!” Hayalini kurduğum Kudüs sokaklarında çocuk olan benim şimdi buradayım...
Yerimde duramıyorum koşmak istiyorum çünkü ben anneme kavuştum. Kubbet’üs-Sahraya bakamıyorum gerçek mi diye, bir ara gözlerimi kırpıştırıyor rüyadan kendimi uyandırmaya çalışıyorum. Ellerimle Kubbet’üs-Sahra’ya dokunuyorum, gerçekliğini kontrol ediyorum. Çünkü bu benim imkansızım ya da bilmiyorum kendimi layık görmeyişim ama işte burdayım. 




Sonra ilk sabah namazı Aksa Mescidi’nde.
Ey Müslümanlar! Gelin hepiniz gelin ne olur dolsun taşsın buralar artık selamete kavuşsun yuvamız. Namaz kılan, Kur’an okuyan teyzeler... Bir tokat yüzümde, gönlüme bir darbe çünkü biliyoruz bu müslümanlar bizi bekliyor ve ellerinden geleni yapıyorlar. Peki bizler? Kitaplarda bile ismini duymadığımız Kudüs’ün işgali ve müslümanların zulmünü duymamız için geçmesini beklediğimiz küçüklüğümüz. Peki ya Filistin çocukları? İşgaliciler beklediler mi onların da büyümelerini okula giderken öldürmediler mi onları, 10 yaşındayken atmadılar mı zindanlarına? Ama bizlerden büyük şimdi onlar...
Kapıda işgal ve sokakta işgal ne çok unutmuşum kendi memleketimde böyle zulümler olduğunu. Kubbet’üs Sahra'ya bakıp hayal kurmuşum ama işgal olduğu hiç gelmemiş aklıma, şimdi bir tokat daha yiyorum anlayamamışım ben buranın gerçek kadri nedir ne haldedir. Kapılarından geçerken gördüğüm de içime nefretini iyice yerleştiğim işgalcilere bakarken diyorum ki şimdi bir işgalci beni arkamdan vursa ve burada şehit olsam  biliyorum buna layık değilim ama şehadeti yaşayan gençlerin fotoğraflarını gördüğümden aşinayım. Hiç dur demedik bazen içimiz yandı, bazen alelade kaydı telefonda elimiz ama ben vuruluşu hatırlıyorum burada bu tehlikeyi yaşayan binlerce genç var biliyorum. Şimdi ben vurulsam hain bir kurşunla onlar alışık nasılsa vurmaya, ben hiç alışık değilim ne vurulmaya ne Aksa'sız kalmaya  ancak o zaman anlar mıyım yaşanılan ıstırabı ama diyorum ya layık değilim..
Aksa Mescidinden Kubbet’üs-Sahra’ya çıkan merdivenin en son basamağı, Peygamber Efendimiz’in(sav) olduğu yerde durmuş bakıyorum Kubbet'üs Sahra’ya ayağının izi var burada O’nun(sav) kokusu...
Kudüs’te maneviyat ve özlem yaşadığım kadar geç kalınmışlık duygusu ve vicdan azabı da yaşıyorum. Şimdi kızıyorum kendime, eksiklerime ama bu geliş artık son değil Allah’ın izni ile ve Ey Kudüs seni anlatmak artık farz bana.
Bütün müslümanlar bilsin istiyorum burası mahzun burası garip bura da Rabbimin ayeti var Efendimiz’in (sav) ayağının tozu var. Bize sesleniyor bu sesleniş yıllardır sürüyor ve hiç bir müslüman duymuyor. 
Mescid-i Aksa’dan gidiyorum şimdi ve
arkamda bırakıyorum;
-Yetim kalmış bir çift mavi gözü,
-Kızını şehit vermiş annenin ince sızısını,
-Kur-an ile namaz ile nöbet tutan ümmetin direnişini, gidiyorum ama asla terk etmiyorum.
Ey yetim kalmış davam! Sen yurdunda mahzunsun ama ümmetin özgürlük hayalindesin..


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mahmûd Sâmi Ramazanoğlu (K.S.)

Boykot'a nereden başlasak?

Bir Film:Incendies / İçimdeki Yangın